7.1.Giriş
Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle çeşitli iklim tiplerine, yeryüzü şekillerine ve bitki örtüsüne sahiptir. Bu çeşitlilik, toprak oluşumunu doğrudan etkileyerek farklı toprak tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur. Topraklar, genetik açıdan zonal (iklime bağlı), intrazonal (yerel faktörlere bağlı) ve azonal (genç ve horizon gelişmemiş) olarak sınıflandırılır. Türkiye’de topraklar, iklim, yükselti, eğim, bakı, drenaj ve bitki örtüsü gibi faktörlerden etkilenir.
7.2.Türkiye’de Toprak Oluşumunu Etkileyen Faktörler
Türkiye’de topraklar, iklim çeşitliliği nedeniyle zengin bir dağılım gösterir. Başlıca faktörler:
7.2.1. İklim
İklim, Türkiye’de toprak oluşumunu en çok etkileyen faktörlerden biridir ve yağış miktarı, sıcaklık dağılımı ile mevsimsel değişimler üzerinden pedojenez süreçlerini doğrudan belirler. Farklı iklim tipleri, yıkanma, ayrışma, oksidasyon ve birikim gibi mekanizmaları değiştirerek toprak tiplerinin bölgesel çeşitliliğini yaratır. Aşağıda, Türkiye’nin başlıca iklim bölgeleri detaylı olarak açıklanmıştır; her biri, toprak özelliklerini nasıl şekillendirdiğini örneklerle birlikte ele alır. Bu çeşitlilik, ülkenin coğrafi konumundan kaynaklanır ve zonal toprak oluşumuna temel teşkil eder.
Karadeniz İklimi
Karadeniz İklimi’nde bol yağış hakim olduğundan, yıkanma süreçleri oldukça yoğundur. Bu durum, humus gibi bitki besin maddelerinin suyla taşınmasına yol açar ve toprakta hidrojen iyonlarının artmasına neden olur, bu da toprağı asidik hale getirir. Kimyasal ayrışma yıl boyunca devam eder, çünkü yaz aylarında bile yağış kesilmez. Sonuç olarak, toprak tabakaları kalınlaşır ve verimli bir yapı kazanır. Bölgedeki yaprak döken ormanlar (örneğin, meşe ve kayın ağaçları), ölü yapraklar ve bitki kalıntılarıyla organik madde birikimini artırır, bu da toprağa koyu bir renk verir. Bu özellikler, kahverengi orman topraklarının oluşumunu destekler ve tarım için potansiyel yaratır, ancak asidik yapı nedeniyle bazı bitkiler için gübreleme gerekebilir. Örnek olarak, Rize ve Trabzon civarındaki ormanlık alanlar gösterilebilir.
Akdeniz İklimi
Akdeniz İklimi’nde yüksek sıcaklık ve yeterli yağış miktarı, oksidasyon süreçlerini hızlandırır. Bu koşullar altında demir mineralleri kolayca oksitlenir ve toprağa karakteristik kırmızı bir renk verir, ki bu özellikle Terra Rossa topraklarında belirgindir. Kireçtaşları gibi ana kayaçlar üzerinde kızıllaşma daha hızlı gerçekleşir, çünkü karbonasyon ve hidroliz gibi kimyasal ayrışmalar yoğunlaşır. Ancak, sıcaklık nedeniyle organik maddeler çabuk ayrışır ve yağışla taşınır, bu da humus miktarını azaltır ve toprağı besin açısından fakirleştirir. Bu iklim, zeytin ve narenciye tarımına elverişli olsa da, erozyon riski yüksektir. Örnek olarak, Antalya ve Mersin kıyılarındaki kırmızı topraklar verilebilir; burada topraklar drenajı iyi ancak organik katman incedir.
Karasal İklim
Karasal İklim’de yaz kuraklığı ve kış don olayları, ayrışma süreçlerini büyük ölçüde engeller; bu nedenle kimyasal ve fiziksel ayrışmalar genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yoğunlaşır. Yağış azlığı nedeniyle yıkanma sınırlıdır, bu da kireç gibi minerallerin toprak alt katmanlarında (B horizonu) birikmesine yol açar ve kalsifikasyon süreçlerini tetikler. İç Anadolu’da kahverengi veya kestane renkli topraklar yaygındır; bu topraklar tahıl tarımına elverişlidir ancak su kıtlığı sorun yaratır. Güney Doğu Anadolu’da ise yüksek sıcaklık oksidasyonu artırır ve topraklara kırmızı bir renk verir. Doğu Anadolu’da yüksek çayırlar, organik maddeyi zenginleştirerek kara topraklar (çernezyom) oluşumunu sağlar; düşük sıcaklık ayrışmayı yavaşlatır ve humus birikimini artırır. Örnek olarak, Konya Ovası’ndaki kestane renkli topraklar veya Erzurum platolarındaki kara topraklar belirtilebilir.
Marmara (Geçiş) İklimi
Marmara İklimi, Karadeniz ve Akdeniz iklimleri arasında bir geçiş özelliği gösterir; bu nedenle yıkanma, oksidasyon ve ayrışma süreçleri orta seviyededir. Yağış miktarı Karadeniz kadar bol olmasa da, sıcaklık Akdeniz kadar yüksek değildir, bu da topraklara dengeli bir yapı kazandırır. Organik madde birikimi orta düzeyde olup, kahverengi orman ve bozkır toprakları hakimdir. Bu iklim, tarım çeşitliliğini artırır ancak erozyon ve drenaj sorunları görülebilir. Örnek olarak, Trakya ovalarındaki geçiş tipi topraklar verilebilir; burada humus miktarı Karadeniz’e göre az, Akdeniz’e göre fazladır.
Bu iklim çeşitliliği, Türkiye’de zonal toprakların (örneğin, podzol benzeri nemli topraklar) yanı sıra intrazonal özelliklerin (örneğin, çoraklaşma) oluşmasına yol açar. Sürdürülebilir tarım için iklim değişikliğine karşı adaptasyon stratejileri (sulama, gübreleme) önemlidir.
7.2.2. Yeryüzü Şekilleri
Yeryüzü şekilleri, toprak oluşumunu doğrudan etkileyen topoğrafik unsurlardır. Eğim, yükselti ve bakı gibi faktörler, su akışını, sıcaklık dağılımını, yağış miktarını ve erozyon süreçlerini belirleyerek toprağın kalınlığını, verimliliğini ve tipini şekillendirir. Türkiye’de dağlık ve engebeli arazi yapısı nedeniyle bu faktörler özellikle belirgindir; örneğin, Toroslar veya Kuzey Anadolu Dağları gibi bölgelerde dikey zonallık (yükseltiye bağlı toprak değişiklikleri) sıkça gözlenir. Aşağıda bu unsurlar detaylı olarak açıklanmıştır.
Eğim
Eğim, arazinin dikliği veya eğimli olması anlamına gelir ve toprak oluşumunda kritik bir rol oynar. Eğimli arazilerde yağış suları hızlı akar, bu da toprağın su tutma kapasitesini zorlaştırır ve erozyonu artırır. Sonuç olarak, toprak tabakası incelir, besin maddeleri taşınır ve aşınma şiddetli kesimlerde toprak fakirleşir – hatta bazı yerlerde ana kayaç yüzeye çıkar. Bu durum, tarım için elverişsiz hale getirir ve heyelan riskini yükseltir. Türkiye’de, örneğin Karadeniz Bölgesi’nin dik yamaçlarında erozyon nedeniyle toprak kaybı yaygındır; buna karşın, teraslama gibi yöntemlerle toprak korunabilir.
Yükselti
Yükselti, deniz seviyesinden yüksekliği ifade eder ve dağlık bölgelerde sıcaklığın azalmasıyla birlikte yağış miktarını artırır. Bu, dikey zonallık olarak bilinen bir fenomeni yaratır: Yükselti arttıkça iklim koşulları değişir ve buna bağlı olarak toprak tipleri farklılaşır. Örneğin, Toros Dağları’nın güney yamaçlarında 1000 metreye kadar kırmızı topraklar (Terra Rossa) hakimdir; daha yukarılarda kırmızımsı kahverengi topraklara geçilir ve orman üst sınırında koyu renkli çayır toprakları görülür. Kuzey yamaçlarında ise alt kesimlerde kestane renkli bozkır toprakları, üst kesimlerde kahverengi orman toprakları yaygındır. İç Anadolu’da alçak kesimler boz renkli bozkır topraklarına sahipken, yüksek platolarda kahverengi veya kestane renkli topraklar oluşur. Doğu Anadolu’da ise yüksek çayırlar nedeniyle kara topraklar (çernezyom) egemendir. Bu zonallık, bitki örtüsünü de etkileyerek toprak verimliliğini belirler.
Bakı
Bakı, dağın veya yamacın yönünü (kuzey, güney, doğu, batı) belirtir ve güneş ışığı, sıcaklık ile yağış dağılımını etkiler. Dağların kuzey yamaçları genellikle daha serin ve nemli olur, çünkü güneş ışınları daha az vurur; bu da yağışın artmasına ve ayrışmanın yavaşlamasına yol açar. Buna karşın, güney yamaçları daha sıcak ve kuru olduğundan oksidasyon hızlanır. Örneğin, Toros Dağları’nın güney yamaçlarında kırmızı topraklar (demir oksitlenmesi nedeniyle) yaygındır; kuzey yamaçlarında ise kireçli kahverengi orman toprakları görülür. Bu farklılık, bitki örtüsünü de etkiler – kuzeyde ormanlar yoğunlaşırken, güneyde bozkırlar hakim olur. Türkiye’de bu etki, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde belirgindir ve tarım planlamasında dikkate alınmalıdır.
Bu faktörler bir araya geldiğinde, yeryüzü şekilleri toprak oluşumunun coğrafi çeşitliliğini artırır. Örneğin, düz ovalarda (Konya Ovası gibi) toprak kalın ve verimli olabilirken, dağlık bölgelerde incelme ve fakirleşme görülür. Sürdürülebilir kullanım için erozyon önleme tedbirleri (teraslama, ağaçlandırma) şarttır.
7.2.3. Suyun Sızma Durumu (Drenaj)
Toprak drenajı, suyun topraktan sızma ve akış hızını belirleyen kritik bir faktördür. Eğer drenaj kötü ise, yağış veya sulama suları toprak yüzeyinde veya üst katmanlarında birikir ve kolayca sızamaz. Bu durum, toprağın havalanmasını azaltır, çünkü su gözenekleri doldurur ve oksijen girişini engeller. Sonuç olarak, bitki kökleri yeterli oksijen alamaz, bu da kök çürümesine, büyüme yavaşlamasına ve hatta bitki ölümüne yol açabilir.
Ayrıca, drenaj sorunları tuzlaşma ve çoraklaşma gibi sorunlara neden olur. Toprağın alt katmanlarında biriken tuzlar, kapilarite (kılcallık) etkisiyle yüzeye çıkar ve burada yoğunlaşır. Bu süreç, toprağı verimsiz hale getirir ve tarımı zorlaştırır. Türkiye’de bu tür çorak topraklara örnek olarak Konya Ovası, Iğdır Ovası ve Erzurum çevresindeki alanlar gösterilebilir; burada yetersiz drenaj ve yüksek taban suyu seviyesi nedeniyle tuz birikimi yaygındır.
Öte yandan, deltalar gibi (özellikle denize uzak iç kesimlerde) veya göl kenarlarında suyun uzun süre kaldığı bölgelerde farklı etkiler görülür. Bu alanlarda su birikimi, bataklık oluşumuna yol açar. Bataklıklarda kamış ve benzeri bitkiler yoğunlaşır, bunların çürümesiyle organik madde birikimi artar ve zamanla organik topraklar (örneğin, histosol tipi) oluşur. Bu topraklar humusça zengin olabilir, ancak su altında kaldıkları için tarım için drenaj iyileştirmesi gerektirir.
Drenajı iyileştirmek için pratik yöntemler arasında kanallar açmak, drenaj boruları döşemek veya yükseltilmiş yataklar kullanmak yer alır.
7.2.4. Bitki Örtüsü
Bitki örtüsü, toprak oluşumunda ve korunmasında hayati bir rol oynar. Öncelikle, eğimli sahalarda bitkiler toprağı tutar ve erozyonu önler; kök sistemleri toprağı sabitler, yağış sularının yüzey akışını yavaşlatır ve toprak kaybını minimize eder.
İkinci olarak, bitkiler besin maddesini artırır. Yapraklar, dallar ve kök kalıntıları çürüyerek humus oluşturur, bu da toprağın verimliliğini yükseltir ve besin döngüsünü destekler. Mikroorganizmalar bu süreçte aktiftir.
Üçüncü olarak, bitki örtüsü ana materyalin (kayaçların) ayrışmasını ilerletir. Kökler asit salgılayarak kimyasal ayrışmayı hızlandırır, aynı zamanda fiziksel olarak kayaçları parçalar.
Türkiye’de bitki örtüsünün toprak üzerindeki etkisi bölgesel çeşitlilik gösterir. Örneğin, Yıldız Dağları ve Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzey yamaçlarındaki yoğun ormanlar (kayalık, meşe vb.), toprağı etkili bir şekilde tutar ve organik madde birikimini artırır, bu da humusça zengin kahverengi orman topraklarının oluşumunu sağlar. Güney Marmara, Ege ve Akdeniz’in alt kısımlarında ise yüksek sıcaklık nedeniyle ayrışma hızlıdır, ancak organik madde fakirdir (bitkiler daha seyrek ve hızlı çürür); yukarı enlemlere (yüksek kesimlere) çıkıldıkça organik birikim biraz artar.
İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’nun alçak kesimlerinde humus fakirdir, çünkü bozkır örtüsü seyrek ve sıcaklık yüksek olduğundan organik madde hızla ayrışır. Buna karşılık, Kuzey Doğu Anadolu platoları ve Karadeniz dağlarının yüksek kesimlerindeki uzun otlar ile düşük sıcaklık, organik madde ayrışmasını yavaşlatır ve birikimini artırır; bu da kara topraklar (çernezyom) oluşumuna yol açar.
Bitkisiz yerlerde toprak oluşumu son derece zordur, çünkü erozyon hızlanır ve besin döngüsü olmaz. Sürekli bir bitki örtüsü, besin maddelerinin dolaşımını sağlar, toprağı korur ve ekosistemi dengede tutar. Türkiye’de ormansızlaşma gibi sorunlar, bu döngüyü bozarak toprak kaybına neden olur.
7.3.Bölgelere Göre Toprak Tipleri
Türkiye’nin coğrafi çeşitliliği, iklim, yükselti, bitki örtüsü ve drenaj gibi faktörler nedeniyle bölgesel toprak tiplerinde büyük farklılıklar gösterir. Aşağıda, başlıca coğrafi bölgeler bazında toprak tipleri detaylandırılmıştır. Bu açıklamalar, “Toprak sınıflama ve Turkiye toprakları.pdf” dökümanındaki bilgilerle (özellikle sayfa 20-22, 24 ve 28) zenginleştirilmiştir. Her bölgenin toprak özellikleri, iklim etkisiyle şekillenir ve zonal, intrazonal veya azonal tiplere göre sınıflandırılır. Genel olarak, zonal topraklar (örneğin, Terra Rossa, kahverengi orman) hakimdir, ancak yerel faktörler (örneğin, çoraklaşma) intrazonal özellikleri ekler.
7.3.1.Karadeniz Bölgesi
Karadeniz Bölgesi, bol yağışlı ve nemli iklimiyle yıkanma süreçlerinin yoğun olduğu bir alandır. Yağışın etkisiyle topraklar yıkanmış, humusça zengin ve kalın tabakalıdır. Kimyasal ayrışma yıl boyu devam eder, ancak yaz yağışları nedeniyle verim düşüktür. Bölgenin kuzey yamaçlarında yaprak döken ormanlar (meşe, kayın) organik maddeyi artırır ve koyu renk verir. Yüksek kesimlerde (örneğin, Karadeniz dağları) uzun otlar ve düşük sıcaklık organik birikimi sağlar, kara topraklara geçiş yapar.
- Başlıca Toprak Tipleri: Kahverengi orman toprakları (zonal), yıkanmış ve humuslu; yükseklerde kara topraklar (çernezyom benzeri).
- Özellikler: Kalınlık fazladır (iklim etkisiyle), ancak besin maddeleri yıkanma nedeniyle taşınır; hidrojen iyonları artar. Tarım için asidik karakterde olup, iyileştirme gerektirir.
- Örnek Alanlar: Yıldız Dağları ve Kuzey Anadolu Dağları kuzeyi; Rize, Trabzon civarı.
7.3.2.Akdeniz Bölgesi
Akdeniz Bölgesi, yüksek sıcaklık ve yeterli yağışla oksidasyonun yoğun olduğu bir iklim tipine sahiptir. Demir oksitlenmesi toprağın kırmızı renk almasına yol açar, özellikle kireçtaşları üzerinde hızlı kızıllaşma görülür. Organik maddeler sıcaklık nedeniyle çabuk ayrışır ve yağışla taşınır, bu yüzden humus fakirdir. Bölgenin alt kısımlarında (deniz seviyesi) ayrışma hızlıdır; yükseklerde (Toroslar güney yamaçları) kırmızımsı kahverengi topraklara geçilir.
- Başlıca Toprak Tipleri: Terra Rossa (kırmızımsı Akdeniz toprakları, zonal); kireçli ve alkali. Yükseklerde kahverengi orman toprakları.
- Özellikler: Kırmızı renk demir oksidasyonundan kaynaklanır; drenaj iyidir, ancak organik madde az. Zeytin, narenciye gibi bitkiler için uygundur, ancak erozyon riski yüksektir.
- Örnek Alanlar: Antalya, Mersin kıyıları; Toroslar güney yamaçları (1000 m’ye kadar kırmızı topraklar).
7.3.3.İç Anadolu Bölgesi
İç Anadolu, karasal iklimin hakim olduğu yarı kurak bir bölgedir. Yaz kuraklığı ve kış donu ayrışmayı engeller; ayrışma ilkbahar ve sonbaharda yoğunlaşır. Yağış azlığı nedeniyle kireçli maddeler altta birikir (kalsifikasyon). Alçak kesimlerde boz renkli bozkır toprakları, yükseklerde kahverengi ve kestane renkli topraklar görülür. Organik madde azdır, humus fakirdir.
- Başlıca Toprak Tipleri: Kahverengi ve kestane renkli bozkır toprakları (zonal, pedokal grubu); kireç yumruları yaygındır.
- Özellikler: Besin zengin ancak su kıtlığı nedeniyle tahıl tarımına (buğday, arpa) elverişlidir. Çoraklaşma (intrazonal) sorunlu (örneğin, Konya Ovası).
- Örnek Alanlar: Konya, Ankara civarı (alçak bozkırlar); yüksek platolarda kestane renkli.
7.3.4.Güney Doğu Anadolu Bölgesi
Güney Doğu Anadolu, karasal iklimin sıcak varyantına sahiptir. Yüksek sıcaklık oksidasyonu artırır, topraklar kırmızı renk alır. Yağış azlığı kireç birikimini teşvik eder; organik madde düşük, humus fakirdir. Alçak kesimlerde oksitlenme yoğundur.
- Başlıca Toprak Tipleri: Kırmızı topraklar (oksitlenmiş, zonal); kahverengi bozkır benzeri.
- Özellikler: Demir oksitleri nedeniyle kırmızı; tarım için sulama gerektirir.
- Örnek Alanlar: Şanlıurfa, Gaziantep ovaları.
7.3.5.Doğu Anadolu Bölgesi
Doğu Anadolu, karasal iklimin soğuk ve yüksek kesimli versiyonudur. Yüksek çayırlar organik maddeyi zenginleştirir, kara topraklar oluşur. Ayrışma sınırlıdır; organik birikim fazladır. Platolarda humus zengindir.
- Başlıca Toprak Tipleri: Kara topraklar (çernezyom, zonal); organik zengin.
- Özellikler: Düşük sıcaklık organik madde ayrışmasını yavaşlatır; verimli çayırlar destekler.
- Örnek Alanlar: Erzurum, Kars platoları.
7.3.6.Marmara Bölgesi
Marmara Bölgesi, geçiş iklimine sahiptir (Karadeniz ve Akdeniz arası). Güney kesimlerinde sıcaklık fazlalığı ayrışmayı hızlandırır, organik madde fakirdir. Kuzeyde orman toprakları yaygındır.
- Başlıca Toprak Tipleri: Kahverengi orman ve bozkır toprakları (geçiş zonal); kırmızımsı kahverengi.
- Özellikler: Humus orta seviyede; tarım ve sanayi için uygundur.
- Örnek Alanlar: Güney Marmara (Ege geçişi), Trakya.
7.3.7.Ege Bölgesi
Ege Bölgesi, Akdeniz iklimine benzer; alt kısımlarda sıcaklık fazlalığı toprakları organik fakir kılar. Kırmızımsı kahverengi topraklar hakimdir.
- Başlıca Toprak Tipleri: Kırmızımsı kahverengi (Terra Rossa benzeri, zonal).
- Özellikler: Ayrışma hızlı; zeytin, incir tarımına elverişli.
- Örnek Alanlar: İzmir, Aydın kıyıları.


Türkiye’de topraklar, iklim ve topoğrafya çeşitliliği nedeniyle verimli ancak erozyon ve çoraklaşma sorunlu. Sürdürülebilir kullanım için bitki örtüsü korunmalı, drenaj iyileştirilmelidir.