TOPRAK COĞRAFYASI: GİRİŞ
Toprak, sadece ayak bastığımız bir zemin değil, aynı zamanda bitkilerin büyüdüğü, canlıların yaşadığı ve hatta tarımın temelini oluşturan çok karmaşık bir ortamdır.
Toprak, aslında dünyamızın yüzeyindeki kayaların ve birikintilerin (çökellerin) uzun bir süreç sonunda değişime uğramasıyla oluşur. Kayalar, rüzgar, yağmur, sıcaklık değişimleri gibi doğanın etkileriyle yavaş yavaş ufalanır ve çözülür. Bu çözülme, bazen sadece birkaç milimetre kalınlığında, bazen de birkaç metre derinlikte bir enkaz oluşturur. İşte bu tabakaya önce Regolit adı verilir. Ama toprak, sadece kayaların ufalanmasıyla oluşmaz; bu sadece bir başlangıç faktörü.
Kayalar ufalanırken, doğanın başka etmenleri de devreye giriyor. Örneğin, su! Yağmur suları kayalara sızdığında, içindeki oksijen kayaların içindeki mineralleri etkiler ve bir çeşit kimyasal değişim başlar. Buna oksidasyon denir. Bu süreçte, kayaların içindeki bazı maddeler parçalanır ve yeni maddeler ortaya çıkar. Mesela, oksitler ve seskioksitler gibi kimyasal bileşikler oluşur. Bunun dışında, hidroliz (suyla parçalanma), karbonasyon (karbon dioksitin etkisiyle değişim) ve hidrasyon (suyun minerallere bağlanması) gibi kimyasal olaylar da meydana gelir. Bu olaylar, kayaları daha küçük parçalara ayırır ve toprağın oluşumuna zemin hazırlar.
Bu kimyasal ve fiziksel değişimlerle birlikte, regolit artık sadece bir kaya yığını olmaktan çıkar. Çözülen bu tabakaya yavaş yavaş bitkiler ve küçük canlılar yerleşmeye başlar. İlk olarak, likenler, yosunlar ve otlar gibi dayanıklı bitkiler bu yeni oluşan zonda tutunur. Peki, bu bitkiler neden önemli? Çünkü onların kökleri, kayaları daha da parçalar ve toprağı gevşetir. Ayrıca, bu bitkiler öldüğünde, yaprakları ve dalları toprağa karışır, çürür ve organik maddeler oluşturur. Bu organik maddeler, toprağı besleyen bir hazine gibidir!
Bu süreçte, mikroorganizmalar (bakteriler, mantarlar gibi minik canlılar) da devreye girer. Onlar, bitki artıklarını parçalar ve humus adı verilen, toprağa bereket katan bir madde üretir. Humus, toprağın yapısını güçlendirir, suyu tutmasını sağlar ve bitkilerin büyümesi için gerekli olan kalsiyum, potasyum, sodyum, demir gibi mineralleri açığa çıkarır. Bu mineraller, bitkilerin besin kaynağı haline gelir. Ayrıca, humusun suyla teması sonucunda karbonik ve organik asitler oluşur. Bu asitler, mineralleri suda çözünür hale getirir ve bitkilerin bu besinleri kolayca kullanmasını sağlar.
Toprak oluşurken, bir yandan da katman katman şekillenir. Bu katmanlara horizon denir. Yağmur suları, toprakta çözünen maddeleri (örneğin, tuzlar ve mineraller) üst katmanlardan alıp alt katmanlara taşır. Bu süreç, toprağın farklı bölgelerde farklı özellikler kazanmasını sağlar. Örneğin:
- A Horizonu (Üst Katman): Burası, yağış sularıyla yıkanan ve organik maddelerin bol olduğu katman. Bitki kökleri ve mikroorganizmalar burada çok aktif.
- B Horizonu (Alt Katman): Buraya, üst katmandan taşınan kil, demir, alüminyum oksitler ve organik maddeler birikir. Bu katman, toprağın yapısını daha sağlam hale getirir.
Eğer çok yağış alan bir bölgedeyseniz, mesela ekvatoral bölgelerde, bu yıkanma o kadar fazla olur ki toprak besin maddeleri açısından fakirleşebilir. Ama yarı kurak bölgelerde, bu taşınma daha az olur ve besin maddeleri toprağın üst katmanlarında kalır. İşte bu yıkanma ve birikme olayları, toprağın katmanlaşmasını sağlar.
Toprakta kil mineralleri ve organik maddeler oluşmaya başladığında, işler daha da ilginçleşir. Kil, toprağın suyunu ve besinlerini tutmasını sağlar. Aynı zamanda, topraktaki pozitif yüklü iyonları (katyonları) yakalayarak bitkilerin bu besinleri kullanmasına yardımcı olur. Organik maddeler ise toprağı daha verimli hale getirir, suyu tutar ve toprağın yapısını iyileştirir. Bu ikili, toprağı canlı ve bereketli bir ortam haline getirir.
Unutmamak gerekir ki, toprak oluşumu bir anda olan bir şey değil! Bu süreç, yüzlerce, hatta binlerce yıl sürebilir. Kayaların ufalanması, bitkilerin yerleşmesi, mikroorganizmaların çalışması, kimyasal değişimler, yıkanma ve birikme olayları… Hepsi bir araya gelerek o gördüğümüz toprağı oluşturur. Her bölgenin iklimi, bitki örtüsü ve jeolojik yapısı, toprağın nasıl bir karakteri olacağını belirler.
Toprak, sadece bir zemin değil; içinde bin bir çeşit yaşam barındıran, bitkilerin büyümesini sağlayan ve doğanın döngüsünü devam ettiren bir mucizedir adeta. Bu yüzden toprağı anlamak, doğayı anlamak demektir bir bakıma.
Bu kısa bilgilerden sonra tarif etmek gerekirse: Toprak, kayaların ve organik maddelerin, iklim, organizmalar ve topografyanın çok uzun süreli etkileri altında, çeşitli derecelerdeki fiziksel parçalanma, kimyasal ve biyolojik ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar topluluğu barındıran, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı görevi yapan, belli oranda su ve hava içeren, farklı özellikte katmanlardan kurulu, aktif, dinamik, üç boyutlu doğal bir maddedir. Toprak oluşumu ve profil gelişmesi, yüzlerce ve hatta binlerce yıl süren değişik ayrışma, yıkama, birikme olayları sonucunda olmaktadır ve toprakların gelişme süreçleri değişik safhalara ayrılmaktadır.