4.3.1. Doğal Göller
Doğal göller, yerkabuğunun milyonlarca yıllık hareketleri, ateş püsküren volkanlar, eriyen kayalar ve iklimin şekillendirici gücüyle ortaya çıkan eşsiz jeomorfolojik yapılardır. Her bir doğal göl, oluşumuna zemin hazırlayan jeolojik sürecin—tektonik bir çöküntü, volkanik bir patlama veya karstik bir erime—doğrudan bir ürünü olup, bu süreçlerin morfolojik izlerini taşır.
Tektonik Göller: Yerkabuğunun Eserleri
Tektonik göller, yer kabuğundaki düşey hareketler (faylanma, çökme) sonucu oluşan geniş çöküntü alanlarının (depresyonlar, grabenler) zamanla sularla dolmasıyla meydana gelir. Türkiye’nin aktif bir fay ağına sahip olması, bu tür göllerin oluşumu için uygun koşulları sağlamıştır. Ülkemizdeki başlıca tektonik göller, fay hatları boyunca belirli bölgelerde yoğunlaşmıştır.


Hazar Gölü’nün Tektonik Yapısı
Tuz Gölü Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, İç Anadolu’daki platolar arasına gömülmüş geniş bir tektonik çukurluğun en derin kısmında yer alır. Çevresindeki akarsulardan yeterince beslenememesi ve yaz aylarındaki şiddetli buharlaşma nedeniyle Türkiye’nin en sığ göllerinden biridir. Yaz aylarında suyun büyük kısmı buharlaşır ve geriye kalan yoğun tuz çökelerek göl yüzeyinde kalın tuz tabakaları oluşturur. Bu doğal süreç, Tuz Gölü’nü Türkiye’nin sofra tuzu ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan stratejik bir ekonomik kaynak haline getirmiştir.
Tektonik hareketler yerkabuğunu şekillendirmenin tek yolu değildir. Bazen yerkabuğu, suyun çözücü etkisiyle yavaşça eriyerek de göl çanakları oluşturabilir.
Karstik Göller: Eriyen Kayaların Mirası
Karstik göller, su ve asidik suların etkisiyle çözünebilen karbonatlı (kalker), sülfatlı (jips) gibi kayaların bulunduğu arazilerde oluşan erime çukurlarının (polye, dolin, obruk) suyla dolmasıyla meydana gelir. Bu göller, özellikle kalkerli arazilerin geniş yer kapladığı Akdeniz Bölgesi’ndeki Toros Dağları’nda yaygındır. Salda, Söğüt ve Karagöl gibi yapılar bu oluşumun güzel örnekleridir.
Türkiye’deki başlıca karstik göl türleri ve örnekleri şunlardır:
- Polye Gölleri: Geniş ve düz tabanlı erime çukurlukları olan polyelerde oluşan bu göller genellikle mevsimseldir ve zaman zaman kuruyarak ovaya dönüşürler. Elmalı, Kestel, Suğla ve Avlan gölleri bu türe örnektir.
- Obruk Gölleri: Derin ve dik kenarlı erime çukurlukları olan obrukların suyla dolmasıyla oluşurlar. Konya Obruk Platosu’nda yer alan Kızören, Meyil ve Çıralı Obrukları en bilinen örnekleridir.
- Jips Karstı Gölleri: Jips gibi daha hızlı çözünen kayaların bulunduğu Sivas-Hafik çevresinde oluşan Tödürge ve Lota Gölleri bu özel gruba dahildir.
Yerkabuğunun erimesiyle oluşan bu yapıların yanı sıra, yerkabuğunun derinliklerinden gelen magmanın yüzeye çıkmasıyla gerçekleşen volkanik patlamalar da benzersiz göl çanakları oluşturmuştur.
Volkanik Göller: Ateşin ve Suyun Buluşması
Volkanik göller, volkanik patlamalar sonucu oluşan krater, kaldera, maar ve diatrem gibi özgün çanakların zamanla sularla dolmasıyla meydana gelir. Bu göller, Türkiye’nin jeolojik geçmişindeki volkanik aktivitenin en estetik kanıtlarıdır.
- Krater Gölleri: Volkan konisinin tepesindeki patlama çukurunda oluşurlar. Seydişehir’in doğusundaki Alacadağ üzerinde yer alan Duruca Gölü bu tipe bir örnektir.
- Kaldera Gölleri: Volkan konisinin patlama veya çökme ile yıkılması sonucu oluşan devasa çanaklarda meydana gelirler. Türkiye’nin en görkemli örnekleri arasında Konya-Karapınar’daki Meke Gölü ve Bitlis’teki Nemrut Gölü yer alır.
- Maar Gölleri: Magmanın yeraltı suyuyla temas etmesi sonucu oluşan şiddetli gaz patlamalarının açtığı çukurluklarda oluşurlar. Konya-Karapınar’daki Acıgöl ve Nevşehir’deki Acıgöl bu türün örnekleridir.

Nemrut Kalderası Muş Ovası ile Van Gölü arasında yükselen Nemrut Dağı’nın zirvesinde, Türkiye’nin en etkileyici volkanik oluşumlarından biri olan Nemrut Kalderası yer alır. Doğu-batı ekseni 9 km, kuzey-güney ekseni 7 km olan bu devasa kalderanın içinde iki önemli göl bulunur. Bunlardan büyük olanı, 2250 m rakımda yer alan Nemrut Gölü‘dür. Diğeri ise adını 35-40°C’ye varan sıcak sularından alan ve daha küçük olan Ilıgöl‘dür. Bu yapı, ateşin ve suyun buluşmasının ne denli görkemli bir coğrafya yaratabileceğinin eşsiz bir kanıtıdır.
Geçmişteki volkanik faaliyetler gibi, son jeolojik dönem olan Pleistosen’deki buzul hareketleri de Türkiye’nin yüksek dağlarında silinmez izler bırakmıştır.
Buzul (Sirk) Gölleri: Pleistosen’in Mirası
Buzul gölleri, dördüncü jeolojik zaman olan Pleistosen’de (Buzul Çağı) yüksek dağların zirvelerini kaplayan buzulların aşındırmasıyla oluşan “sirk” adı verilen çanakların, günümüzde buzulların erimesiyle sularla dolması sonucu oluşmuştur. Bu göllerin oluşumunda önemli olan, çanağın buzul tarafından oyulmuş olmasıdır; çanağı dolduran suyun kökeni (kar, yağmur) ikincil bir unsurdur.
Türkiye’de buzul (sirk) göllerinin bulunduğu başlıca dağlar şunlardır: Kaçkar Dağları, Bolkar Dağları, Aladağlar, Munzur Dağları, Buzul (Cilo) Dağları, Uludağ, Bingöl Dağları, Mercan Dağları, Ağrı Dağı, Erciyes Dağı, Giresun Dağları ve Süphan Dağı.
Uludağ’daki Aynalıgöl ve Karagöl ile Toroslar’daki Cinli Göl, Alagöl ve Dipsiz Göl bu türün en bilinen örneklerindendir.
Anakaya içinde oluşan bu göl türlerinin ardından, bir vadi veya çukurluğun önünün doğal bir setle kapanması sonucu oluşan set göllerini inceleyebiliriz.
Set Gölleri:
Set gölleri, bir vadi, koy veya körfezin önünün doğal bir kütle ile kapanması ve gerideki çanağın suyla dolması sonucu oluşur. Bu göller, seti oluşturan kütlenin kökenine göre dört ana gruba ayrılır.
- Volkanik Set Gölleri: Volkanlardan çıkan lav ve piroklastik maddelerin bir vadiyi kapatmasıyla oluşur. Doğu Anadolu’daki Van, Erçek, Nazik, Çıldır, Haçlı ve Balık gölleri bu türün en tipik örnekleridir.
- Heyelan Set Gölleri: Bir yamacın kütle halinde kayarak bir akarsu vadisini tıkamasıyla oluşur. Özellikle dağlık ve yağışlı Karadeniz Bölgesi’nde yaygındır. Tortum, Sera, Abant, Sülük, Yedigöller ve Zinav bu şekilde oluşmuştur.


Tortum Gölü
- Alüvyal Set Gölleri: Akarsuların taşıdığı alüvyonların, bir vadi kolunun veya bir koyun önünü doldurarak biriktirmesiyle oluşur. Ankara’daki Mogan ve Eymir gölleri ile Ege’deki Köyceğiz, Bafa (Çamiçi) ve Marmara gölleri bu gruba dahildir.
- Kıyı Set Gölleri (Lagün): Dalga ve akıntıların taşıdığı kum ve çakılların bir koy veya körfezin ağzını kapatarak denizden ayırmasıyla oluşur. İstanbul’daki Büyük Çekmece, Küçük Çekmece ve Durusu (Terkos) gölleri en bilinen lagün örnekleridir.
Bazı göllerin oluşumunu tek bir nedene bağlamak mümkün değildir. Bu durum bizi karma yapılı göller gibi özel durumlara götürür.
Karma Yapılı Göller: Van Gölü Örneği
Karma yapılı göller, oluşumunda tektonik hareketler, volkanizma ve karstik erimeler gibi birden fazla jeolojik olayın etkili olduğu göllerdir. Türkiye’deki en tipik örnek Van Gölü’dür. Van Gölü’nün çanağı, başlangıçta tektonik ve karstik süreçlerle oluşan bir çöküntü alanıydı. Daha sonraki jeolojik dönemlerde Nemrut Dağı’ndaki volkanik faaliyetler sonucu çıkan lavlar, bu çöküntünün batıdaki çıkışını kapatarak devasa bir volkanik set oluşturmuştur. Bu nedenle Van Gölü, hem tektonik hem de volkanik set gölü özelliklerini bir arada taşıyan karma yapılı bir göldür. Van Gölü, Türkiye’nin jeolojik tarihinin ne kadar katmanlı olduğunun canlı bir kanıtıdır. Tek bir jeolojik süreçle açıklanamayan bu tür yapılar, coğrafi analizde bütüncül bir bakış açısının önemini ortaya koyar. Gideğeni olmaması nedeniyle suları sodalıdır ve bu özelliğiyle dünyanın en büyük sodalı gölü unvanını taşır.