Klimatoloji: Cepheler, Siklonlar ve Bunları oluşturan Hava Kütleleri (Ders Notu)

Sıcaklılığa Göre Hava Kütleleri

1. Soğuk Hava Kütleleri

Bu hava kütleleri özellikle kışın K.Y.K.de (Sibirya, Kuzey Kanada, Grönland ve İskandinavya) doğuş alanlarını genişleterek etkili olurlar.

Soğuk hava kütlelerinin en önemli özellikleri şunlardır;

Bu alanlarda yüzeydeki ısı kazancı, ısı kaybından daha az olduğu için sıcaklıklar çok düşük olur.

Hava kütlelerinin soğuma oranında nem alabilme, taşıyabilme kabiliyetleri zayıfladığı için soğuk hava kütlelerinin özgül nemi düşüktür.

Soğuk hava kütlelerinde stabil şartlar yaşandığı için kalınlıkları da azdır.

Gökyüzü bulutsuz ve açıktır.

Görüş şartları oluştukları yerde iyidir.

Soğuk hava kütleleri sıcak alanlara doğru ilerlerken(güneye) alttan ısınırlar.

Eğer ilerledikleri alanlar denizler ise, sıcaklıkla beraber nem de artar.

Ancak karalar üzerinde ilerlerken ısınırlar, ama kütle kuru kalır.

Soğuk hava kütleleri sıcak alanlara doğru ilerlerken şu değişiklikler maruz kalırlar;

Denizler Üzerinde

  • Sıcaklıkla birlikte nem miktarı da artar.
  • Alt katların ısınmasıyla hava kütleleri içinde sıcaklık farkı doğar. Bu da, türbülans (anafor, hortum vb.) sağanak yağış, fırtına gibi karışık hava olaylarına neden olur.
  • Sağanak yağış geniş alanda etki gösterdiği gibi, bu alanlarda yoğun kümülüs-kümülonimbus bulutları da oluşur.
  • Burada aniden oluşan sağanak yağışlar süreklilik arz ederler.
  • Denizlerde toz ve diğer yabancı maddeler olmadığı için görüş koşulları iyidir. Görüş koşullarını bozacak partiküller bulunsa bile bunlar havanın yükselmesi ile dikey yönde dağılırlar.
  • Bulutların taban yüksekliği, 300-350 m olup, stratus özelliktedir.

Karalar Üzerinde

  • Sıcaklık artar, ancak nem oranı pek değişmez.
  • Alt ve üst katmanlar arasında sıcaklık farkı artar. Ancak alttan nemlenme yaşanmayacağı için kararsızlık ve karışık hava olayları görülmez.
  • Sınırlı nem ile çok nadir sağanak oluşabilir. Ancak bu durum her zaman değil, sınırlı yer ve zamanlarda görülebilir.
  • Burada sağanak yağış bazen görülebilir, ancak genelde hava hakimiyeti yağışsızdır.
  • Eğer hava kütleleri çöllerden ve kurak bölgelerden geçerse görüş koşulları bozulur. Ancak bunlar kısa sürüp, dikey yönde dağılırlar.
  • Bulutların taban yüksekliği, 600-650 m olup, kümülüs ve kümülonimbus özelliktedir.

Soğuk hava kütlelerine dünyada verilebilecek örnekler şunlardır;

  • Kanada üzerinde oluşan soğuk hava kütlesi güneye hareketleri sırasında Meksika körfezine kadar nemlenmeyeceği için kararlı koşullar yaşanır.
  • Meksika körfezi üzerinden geçtiği sırada kuru olan bu hava denizler üzerinde ısınıp geçtiği sırada denizler üzerinde ısınıp nemlenerek yüksek kümülüs bulutları oluşturduğu gibi sağanak yağış ta bırakır. Ama Teksas üzerinden Meksika kalkanı üzerine gelince soğuk-kuru hava özelliğini devam ettirir.
  • Asya da kış musonları kara üzerinde hareket ederken soğuk ve kuru iken okyanuslara açıldığından (Büyük ve Hint okyanusları) ve Japon denizi üzerinde Japonya’ya giderken ısınıp nemlenerek çok kararsız bir hal alır ve yağış getirirler.
  • Anadolu’yu da etkileyen bir soğuk hava kütlesi Orta Avrupa’dan gelen yazın Karadeniz üzerinden geçerek ısınıp nemlenerek Kuzey Anadolu Dağlarına yağış bıraktıktan sonra İç Anadolu üzerinde ilerler. Burada ilerlerken ısınmaya devam ettiği halde nem olmadığı için konveksiyon gelişmez. Ancak ilkbaharda aynı hava İç Anadolu’da alttan ısınarak konveksiyonlara, oraj ve kümülüslere yani sağanak yağışlara neden olur.

İlkbahar sonlarında görülen kırkikindi yağışları da bunlardandır.

2. Sıcak Hava Kütleleri

Dünyada sıcak hava kütlelerinin en yaygın biçimde oluştuğu alanlar subtropikal Yüksek Basınç alanlarıdır.

Bunlar eğer okyanus ve deniz üzerinde oluşursa maritim (denizel) tropikal, karalar üzerinde oluşuyorsa kontinental(karasal) tropikal hava kütlesi özelliği kazanırlar.

Oluşum alanları, özellikleri ve etkileri farklı olduğu için bunları ayrı ayrı ele almak uygun olacaktır:

a) Maritim tropikal hava kütleleri:

Bir hava kütlesinin özelliğini belirleyen faktörler sıcaklık, nem ve kararlılık-kararsızlıktır.

Özellikleri:

Bu hava kütlelerinin altlarında sıcak bir deniz bulunduğu ve dinamik nedenlerle alçaldıkları için sıcaktırlar.

Hem okyanuslar üzeri nem kaynağı olduğundan hem de sıcak hava kütlelerinin nem taşıma kapasitesi yüksek olduğu için bol nemlidirler.

Aşırı sıcaklık ve neme rağmen dinamik nedenlerle oluşan alçalıcı hava hareketlerinden ötürü kararlıdırlar.

Sıcak hava kütleleri yüksek enlemlere yani soğuk alanlara doğru gittikçe şu değişikliklere maruz kalırlar;

Yüksek enlemlere doğru gidildikçe alttan soğuyacakları için alt ile üst katlar arasındaki sıcaklık farkları azalır. Hatta bazen sıcaklık terselmesi yaşanabilir ki, buna mutlak kararlılık denir.

Özgül nemi yüksek olan bu hava kütleleri soğuyunca alt katlarda bağıl nem arttığı için yoğunlaşma noktasına yakınlaşır.

Yüzeye yakın yerlerde bağıl nemin artmasından ötürü yoğun sis görülür. Eğer anafor ve orografik yükselme varsa stratus örtüsü meydana gelir.

Dikey hava hareketleri olmadığı için nem ve yabancı maddeler alt katlarda kaldığından görüş koşulları olumsuz olur. Kütlenin özellik değiştirmesi çok geç olur.

Ancak yazın sıcak kara veya sıcak bir deniz üzerine ilerlerse gittiği yerlerde sıcaklığı düşürür ve bol yağış bırakır (daha çok güneye doğru) ABD ve Meksika’nın yazın bol yağış almasının nedeni budur.

b) Kontinental tropikal hava kütleleri

Bu hava kütleleri doğuş sahasında aşırı sıcak ve kuru yüzey üzerinde oluştuklarından yüksek sıcaklıkları ve kararsızlık potansiyelleriyle ön plana çıkarlar.

Ancak bu kararsızlık potansiyeline rağmen nem olmadığı için yağış görülmez. Nadiren nemlenme görülse de bu kısa süreli koşullu kararsızlığa götürür.

Bu hava kütleleri yüksek enlemlere hareket ettikleri anda alt katmanlar soğuyacağı için belirli bir kararlılık doğabilir. Bu hareket sırasında nem alırlarsa kısa süreli ve koşullu kararsızlık oluşur.

Bu hava kütlesinin dünyada en önemli menşe sahaları Kuzey Yarım Küre de Büyük Sahra (kışın), Kuzey Amerika’nın batı kıyıları (yazın); Güney Yarım Küre de Güney Afrika ve Avusturalya çölleridir.

4.6.1.Cepheler

Farklı özellikteki iki ya da daha çok hava kütlesinin oluştukları yerlerden hareket ederek karşılaşma bölgelerinde oluştukları sınır veya geçiş bölgesine cephe denir.

Hava kütleleri daha çok antisiklonal alanlardan doğarak siklon bölgelerine doğru akım gösterirler.

Cephelerin İklim Olayları İçindeki Yeri; Sıcaklık, nem, yağış, fırtınalılık vb. hava olaylarının yakın ilişki içinde olmasıdır. Bütün dünyada cephe oluşum alanlarıyla bu olaylar sürekli birlikte anılmaktadır.

Dünyada oluşmuş cephelerin tamamında sabit bir sınır görülmez. Çünkü cephe yüzeyleri diskontinite (süreksizlik) yüzeyleridir.

Cephe oluşumunun en önemli şartı karşılaşan hava kütlelerinin farklı karakterde olması ve bunun belirginlik göstermesidir. Yoksa dünyada en sık ve en büyük karşılaşma bölgesi olan ekvatorda yoğun cepheler görülürdü.

Bundan dolayı cephe alanları yağış, türbülans, sis, oraj, fırtına gibi karışık hava olaylarının yaşandığı yerlerdir.

Klimatolojik terminolojide cepheler; depresyon, barometre asgarileri ve seyyar siklonlar olarak adlandırılmaktadır.

Cephelerde Fırtınalılık

Karşılaşma bölgelerinde sıcak havanın soğuk hava kütlesi üzerinde yoğunluk ve ağırlık farkından ötürü yükselmesi fırtınalılığın temel nedenidir.

Bu karşılaşma bölgelerinde meydana gelen tek hava olayı fırtınalılık değildir. Bununla birlikte sıcak havanın soğuk hava üzerinde yükselirken yoğunlaşma ve yağış da oluşur.

Fırtınalılığın gücü, sıcaklık farkı ile doğru orantılıdır. Dünyada en güçlü fırtınalılığın meydana geldiği cepheler polar ve tropikal hava kütlelerinin karşılaştığı orta enlem siklonlarının bulunduğu (45º) yerde olacaktır. Bu yüzden orta enlem siklon ve cepheleri güçlü ve uzun olurlar.

Orta enlemlerde görülen bu uzun ve güçlü cephelere karşılık olarak ekvatoral ve tropikal bölgedeki cepheler zayıf, siklon ve fırtınalılıkta az zayıf olurlar.

Ancak KD kökenli alizeler kontinental tropikal ise ve GD alizeleri de maritim tropikal ise bu durumda çok nadir de olsa belli bir güce sahip cepheler oluşabilir.

Cephe Oluşum Koşulları

Cephe oluşumunun ilk şartı sıcaklık farkıdır. Sıcaklık farkı ile birlikte diğer bütün koşullar uygun olsa bile dünyadaki tüm cephelerin belli yükseltilerle sınırlı olduğu bilinmektedir.

Dünyada gözlenen cephe oluşumlarının çok önemli bir bölümü 1000-2000 m. arasında gerçekleşmektedir. Bu yükselti aralığının hava kütlelerinin kalınlığı da göz önünde bulundurulduğunda cephe oluşumu için ideal olduğu söylenebilir.

Ancak 3000 m yükseltiye kadar da nadiren cephe oluşumları görülse de 3000 m’den sonra cephe oluşum koşulları çok zayıftır.

Hava kütlelerinin hareketi esnasında belli bir yere akmasına yaklaşım(konverjans) denir. Siklonların cephe oluşumuna neden olduğunu belirtmiştik. Bir cephe alanında koşulların siklon oluşumuna uygun olması olayına siklojenez denir. Buna karşılık siklon oluşumuna engel koşullara ve siklon bozulmasına sikloliz denir.

Hava kütlelerinin karşılaştığı alanda şartların cephe oluşumuna uygun olmasına frontojenez denir. Cephe bozulmasına veya cephe oluşumuna engel koşulların oluşmasına frontoliz denir.

Farklı özellikteki hava kütlelerinin bir merkeze doğru hareket etmesi cephe oluşumuna engeldir. Yani frontoliz’dir

Farklı özellikteki hava kütlelerinin bir çizgi boyunca hareket etmeleri ve karşılaşmaları cephe oluşumuna uygun yani frontojenez özelliktedir.

Farklı özellikteki hava kütlelerinin hız ve güçleri farklı olsa da eğer bir çizgi boyunca karşılaşıyorsa cephe oluşumuna uygun koşullar vardır. Ancak burada oluşacak cephe çok güçlü olmayacaktır.

Farklı özelliklere sahip iki hava kütlesi aynı yöne doğru hareket ediyorsa ve arkadakinin gücü ve hızı daha yüksek ise, burada bir konverjans alanı ve buna bağlı olarak cephe oluşumu çok kısa süreli de olsa gerçekleşir.

Cephelerde Meteorolojik Koşullar

Bir karşılaşma bölgesini ifade eden cephelerin her iki tarafında farklı meteorolojik olaylar yaşanır. Bunlar karşılaştıkları alanlarda güçlü siklonların görülmesine olanak verirler.

Cephede görülen yoğunlaşma, dalgalanma ve merkezleşmeler siklon olayını güçlendiren faktörlerdir.

En güçlü siklonal hareketlerin orta kuşakta görüldüğünü belirtmiştik. Çünkü bu kuşak farklılığı yüksek olan polar ve tropikal hava kütlenin karşılaştıkları alanlardır.

Ekvatoral kuşaktaki siklonlar dar alanlı, kısa süreli ve zayıf etkiliyken orta enlemlerdeki siklonlar geniş alanlı, uzun süreli ve güçlü gelişirler.

Cephe özellikleri olarak bu alanlarda yaşanan başlıca meteorolojik koşullar şunlardır;

1. Cephede Eğim

Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma sonrasında oluşturdukları cephe belli bir eğime sahiptir.

Bu eğim soğuk hava kütlelerinde (soğuk cephelerde) 1/30 ile 1/100 arasında değişirken, sıcak hava kütlelerinde ise 1/100 ile 1/400 arasında gerçekleşmektedir.

Cephelerin eğimi belli özelliklere göre değişiklik göstermektedir. Bunlar;

1-) Yoğunluk ve ağırlık farkı az ise eğim dikleşmeye, fark fazla ise yatıklaşmaya yüz tutar.

2-) Hava kütleleri arasında sıcaklık farkı fazla ise eğim yatık, fark az ise eğim diktir.

Hava kütleleri arasında sıcaklık farkı yoksa cephe tam dik olur ki, bu frontoliz yani cephe bozulması anlamına gelir.

Cephe eğiminde 1/100 derken yükselen sıcak hava kütlelerinin karşılaşma noktasından itibaren 100 km ilerlendiğinde 1 km yükseleceği anlamına gelir.

2. Cephenin Genişliği ve Kalınlığı

Cephenin oluşum şartları(frontojenez) belli yükseltiler dâhilinde gerçekleşir. Frontojenezin en çok görüldüğü yükseltiler 1000 ve 2000 m yükseltilere denk gelir. Nadirde olsa 3000 m yükseltilere kadar cephe olayı görülebilir.

Cephe alanlarında genişlik ideal bir cephede azdır. Eğer hava kütleleri arasındaki özellik farkı fazla ise cephe geniş alanlara yayılmayacak, darlık ve sıklığını koruyacaktır.

Yani cephenin genişlemesi demek başta sıcaklık olmak üzere diğer özellikler arasındaki farkın azalması anlamına gelir.

3. Cephede Basınç

Cephe yüzeyi diskontinite(süreksizlik) arz eder. Yani cephede oluşan yüzey veya sınır süreklilik göstermez. Diskontinitenin belirginliği sıcaklık ve basınç farkı ile doğru orantılıdır. Bu olay cephenin de belirginleşmesine yol açar.

Cephe ve cephedeki izobarlar ‘V’ sembolü ile gösterilirler. ‘V’ nin sivri ucu alçak basınç yönünü gösterir. V sivrileştikçe cephenin derinleştiği ve güçlendiği anlaşılır.

4. Cephede Rüzgârlar

Dünyadaki tüm hava akımlarının (rüzgârlar, hava kütlesi v.b.) izobarlara dik bir esiş göstererek hareket ettikleri bilinir. Bu dik esiş kuralını bozan en önemli faktör alçak basınç yönlerinde görülen sapmalardır.

Cepheler yüzeyinde de hava kütlesi hareketleri kesintiye uğradığı için ani ve kesin dönüşler görülür. Bunun sebebi yine alçak basınç yönünde görülen sapmalardır.

Sapmalarda da, rüzgârların hızında da belirleyici en önemli faktör gradyan farkıdır. Gradyan farkı arttıkça rüzgârın hızı artar. Cephenin sıcak tarafında rüzgâr hızlı, soğuk tarafında yavaştır.

5- Cephede Nem

Cephelerin oluşumunda üstte yükselen sıcak hava kütlesinde görülen yoğunlaşmalar nedeniyle bulutluluk oranı yüksek olur ve güçlü yağışlar görülür.

Hava kütlelerinin ve cephelerin bulutluluğunu ve bulut çeşitliliğini önemli ölçüde kararlılık- kararsızlık belirler.

Kararsız hava kütlelerinde bulutluluk yoğun olur, bulutun çeşidi kümülüs doğuracağı yağış biçimi sağnak yağıştır. Kararlı hava kütlelerinde ise bulut çeşidi stratüstür.

Cephelerde yatay hava hareketlerinin yanı sıra konveksiyonel yükselme ile dikey hava hareketleri de görülür.

Cepheler hareketli ortama sahip olduğu için yatay yönde hızları 50–90 km/s hıza ulaşır ve çok kısa bir süre içinde geniş bir alanı etkileyebilirler.

Cephe çeşitlerine geçmeden önce cephelerin en çok görüldüğü ve çeşitlendiği orta enlemdeki karşılaşmalar ve burada oluşan orta enlem siklonları üzerinde durmak gerekir.

4.6.2.Orta Enlem Siklonları

Oluşum ve Gelişimi:

Orta enlemde oluşacak olan siklonal kuşak ve çekirdekler, güneyden gelen sıcak hava kütleleri ile kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin (Kuzey yarım küre için) karşılaşması sonucunda cepheler oluşum ve gelişim gösterirler.

Siklonun oluşacağı alandaki iklim koşulları ve özellikleri farklı karakterli cephelerin oluşmasına neden olurlar.

Bir orta enlem siklonunun ve buna bağlı cephenin oluşumu şu evrelerle gerçekleşir ;

1-) Tropikal ve polar hava kütleleri birbirine paralel ancak karşıt yönde eser. Bu iki hava kütleleri arasında denge durumunda düzgün cephe belirir. Buna durağan (stasyonel) cephe denir.

2-) Cephenin düzgünlüğü hafif bir dalgalanma ile değişerek denge kaybolur. Kararsızlık giderek gelişir. Daha ileriki evreden geriden gelecek olan sıcak veya soğuk hava cepheye etki eder.

Buraya geriden gelen soğuk hava kütlesi hâkim oluyorsa buna soğuk cephe denir, eğer sıcak hava hâkim oluyorsa buna sıcak cephe denir. Soğuk cephe sıcak cephe sembolleri ile gösterilir.

Kuzey Yarım Küre de kuzeye gidildikçe cephe soğuk cephe gibi görünürken güneye doğru gidildikçe sıcak cephe gibi görünür.

3-) Bu aşamada dalga ilerlemiş, siklonal depresyon belirlemiş ve etki sahasını büyütmüştür. Bu devrede siklonal depresyonun çapı 160-300km arasındadır. Evrenin ilk başlangıcından bu aşamaya kadar yaklaşık 12–14 saat geçmiştir.

4-) Bu son evrede depresyonda jeostrofik rüzgârların etkisiyle batıdan doğuya doğru bir ilerleme başlamıştır. Bu ilerleme esnasında depresyonun hızı genelde 30-50km/s iken bu hız özellikle kışın denizlerde arta-rak 90 km/s ulaşır.

Yazın ise depresyonların hareketi yavaştır. Batıdan doğuya doğru olan ilerleme sebebiyle orta kuşakta kıtaların batı kıyılarının karışık hava olayları ve şiddetli yağış olarak yansıyan bir durum yaşanır. Doğu kıyılarda ise bu özellikleri taşıyacak kadar nem taşımazlar. Yüzeyde ilerledikleri esnada sürtünmeden ötürü hızları yavaş iken 600-700 m’ den sonra hızları çok yüksek olur.

Bu depresyonda siklonal çekirdek belirginleşmiş, kapanmaya yüz tutmuş ve oklüzyon oluşmuştur. Oklüzyon depresyonun çember halini almış ve cephenin bozulmuş halidir.

Bu orta enlem siklonunun oluşumunda bu evreye kadar tüm aşamalar 2-3 günde tamamlanır. Bazı koşul-larda biraz daha uzayabilir. Bu son aşamada sıcak hava soğuk hava içine hapsolmuş, bir anafor (dönerek yükselme, türbülans) olarak kalmıştır.

4.6.3.Cephe Çeşitleri

1-) Durağan(stasyoner) cephe: Birbirine paralel ancak karşıt yönde esen iki hava kütlesinin farklı özellikte olmaları sebebiyle kısa süreli de olsa sabit, hareketsiz ve özelliğini koruyan geçiş bölgesi niteliğindeki cephelere stasyoner cephe denir.

2-) Sıcak Cephe: Geriden gelen sıcak hava kütlesinin önündeki soğuk hava kütlesine kavuşması onun üzerinde yükselmesi ve belli bir süre onun yerini almasıyla oluşan cephelere sıcak cephe denir.

Bu cephede cephenin eğimi 1/100 ile 1/400 arasında değişmektedir. Sıcak havanın geriden gelmesi ve yükselmesiyle beraber hava önce bulutlanır, belli bir yükseltiden sonra yoğunlaşarak uzun süreli kümülüs bulutları ve yağışlara neden olurlar.

3-) Soğuk Cephe: Burada geriden gelen soğuk hava kütlesinin önündeki sıcak hava kütlesinin altına girmesi ve onu yükseltmesiyle oluşan cephelerdir. Soğuk hava kütleleri atmosferin alt katlarında yavaş bir hızla eserken üst katlarında daha hızlı eserler.

Üst katlarda daha hızlı ilerleyen soğuk hava kütlesi alt katlarda karşılaşma anında itibaren bir yavaşlama gösterir. Bu yavaşlama ve serbest haldeki sıcak hava kütlesinin altına girmesi nedeniyle kütle dış bükey bir hal alır. Bu özelliklerden ötürü soğuk hava kütlesinin oluşturduğu bu cephenin eğimi yüksektir(1/30-1/100).

Soğuk hava kütlesinin altta yavaş, üstte ise hızlı esmesinin nedeni sürtünmedir. Soğuk cephelerde genellikle yüksek kümülüs bulutları oluşur. Bu nedenle bu cephe alanlarında sağanak yağışlar görülür. Soğuk cepheler hızlı ilerledikleri için bir yerden geçişleri kısa sürede tamamlanır.

Soğuk cephelerdeki rüzgârların cephenin yönü ve hızına etkisi fazladır. Soğuk cephe hızı arttıkça sapma azalmakta, hız yavaşladıkça sapma artmaktadır. Soğuk cephe çözülünce yerini durağan cepheye bırakır.

4. Oklüzyon(Kapanma) Cepheler

Birbirini takip eden farklı özellikteki üç veya daha fazla hava kütlesinin birbirine kavuşması bunun sonucunda en sıcak hava kütlesinin en yüksekte diğer cepheler arasında kapanmasıyla oluşur. Önce cephede bulutluluk ve yağış görülür daha sonra orajlı, fırtınalı ve sağanaklı yani soğuk cephe karakteri bunu takip eder.

En hızlı hareketliliğin ilk 24 saat yaşandığı, bunu takiben depresyonun oluştuğu ve başlangıç evresinden sonra depresyonun çözüldüğü havanın hareketini tamamladığı bu oklüzyon cephesi sıcak ve soğuk oklüzyon cephesi olmak üzere 2’ ye ayrılırlar. Bu sıcak ve soğuk oklüzyonların özelliğini şu şekillerle belirtebiliriz.

Geriden çok soğuk havanın geldiği, sıcak havanın tamamının, soğuk havanın ise bir kısmının yükselmesi ile oluşan cepheye soğuk oklüzyon cephe denir.

Geriden soğuk havanın geldiği, sıcak hava soğuk hava kütlesinin üzerinde yükselirken soğuk havada çok soğuk hava üzerinde yükselir. Bu oluşumlu oklüzyonlara da sıcak oklüzyon cephesi denir.

Farklı karakterdeki hava kütlelerinin birbirine kavuşması ve en soğuk olandan sıcağa doğru birbirilerini yükselterek meydana gelen oklüzyon cephelerine de seri oklüzyon cepheleri denir.

4.6.4.Yer Şekillerinin Cephelere Etkisi

Bir depresyon sisteminde özellikle orta enlemde sürekli rüzgârların ve buna bağlı olarak cephelerin ilerleme doğrultusunun ve yönünün D-B yönlü olduğunu belirtmiştik. Bu doğrultuda gelişen harekete D-B yönlü sıra dağlarının engelleyici bir etkisi yoktur.

Ancak kuzey-güney doğrultulu dağlarla karşılaşması durumunda bunların engelleyici etkisine maruz kalırlar. Bu durumda hava kütlesinin yığılmasıyla cephe ilk bakışta duraksayacağı için kısa süreli bir stasyoner cephe oluşur.

Daha sonra yamaç boyunca yükselen cephe ilk yükseldiği yamaçta bol yağışlı, bulutlu bir hava olayına neden olurken dağı aştıktan sonra alçalacağı yamaçta ise yağış bırakmadığı gibi bir fön özelliği kazanır.

4.6.5.Bir Orta Enlem Siklonunun Geçişi Sırasında Hava Durumu

Normal bir orta enlem siklonunun oluşumunu, gelişimini ve etkisini yani bir yerden geçişini 12 saat tamamladığını düşünürsek, geçtiği yerdeki hava gelişimi şöyle olur;

Sabahın ilk saatlerinde ince tüyler şeklindeki sirrüs bulutları görülür. Daha sonra sirro-kümülüslere dönüşen bu bulutlar daha ileriki aşamada yerini alto-stratus’lara bırakırlar.

Alto-stratuslarda oluşacak olan çok cılız yağış tanecikleri yere ulaşmadan sıcaklığın da artmasına bağlı olarak buharlaşarak nimbus bulutlarını oluştururlar.

Bu bulutlara bağlı olarak çiseleme şeklinde yağışlar başlar. Yalnız alt katmanlarda hava sıcaklığının düşmesiyle yağışlar artabilir.

Öğlene doğru sıcaklık artmış ama bulutlanma azalarak devam etmiştir. Bununla beraber basınç hızla azalmışken bulutluluk etkisini kaybetmiştir. Bunun nedeni güneş ışınlarının açısı artmış, gün içinde en sıcak saatlere yaklaşılmış ve havadaki her türden nem yükselmeye başlamıştır.

Akşam üzerine kadar sıcak sektör etkisini gösterirken akşama doğru sıcaklığın azalmasıyla soğuk cephe yaklaşarak kümülüs ve kümülonimbüs bulutları 1-2 saat sürecek olan güçlü sağanak yağışlara neden olurlar.

Sıcak cephenin geçmesi ile beraber bulutlar azalır, hava soğur ve basınç yükselir, söz konusu yer kuzey sektörlü rüzgârların etkisine girer.

Ancak bu hava olayları orta enlem içerisinde yer alan her yerde aynı şekilde cereyan etmez. Bunun nedeni;

1-) Oklüzyonlar orta enleme bağlı siklonların hava tipini engeller. Anadolu’da özellikle iç Anadolu’nun batısında oklüzyonlar görülür.

2-) Yer şekillerinin cepheler üzerinde etki göstermesi

3-) Gezici siklonları etkileyen çeşitli koşulların kendini göstermesi, bunların bazı yerlerde çok etkisiz kalmalarına neden olurlar.

4.6.6.Gezici siklonların izlediği yollar

Gezici siklonlar dünyada genel olarak doğu yönlü hareket ederler. Kuzey Amerika’nın doğusunda ve Atlas okyanusunun üzerinde kışın oluşan bu gezici siklon çekirdekleri batı ve kuzeybatı Avrupa’ya doğru hareket ederek buralardan yoğun olarak yağışlı havanın görülmesine neden olurlar.

Büyük okyanusta ise özellikle kuzeyde Japonya kıyılarından Kuzey Amerika’nın batı kıyılarına doğru bir ilerleme gösterirler.

Okyanuslardaki gibi güçlü olmasa da kışın Batı Akdeniz’den Doğu Akdeniz’e doğru bir gezici siklon hareketi gelişir ki bunlar Türkiye’yi de etkiler.

Güney Yarım Küre’de gezici siklon hareketi Kuzey Yarım Küre’deki gibi karışık ve kesintili değildir. Güney Yarım Küre’de 40° enleminin altında Güney Amerika’nın güney ucu dışında herhangi bir kara varlığının olmamasıdır.