Kıyı denilen kesim büyük ölçüde deniz ile karanın kontak halinde bulunduğu alandır. Bu alan zaman içerisinde değişikliklere uğramıştır. Geçmiş jeolojik dönemlerde çeşitli östatik hareketlerden , günümüzde dalga, akıntılar ve med-cezir (gel-git) gibi olaylardan etkilenmektedir.
Östatik hareketler deniz seviyesinde meydana gelen değişmeler sonucunda transgresyon ve regresyon olarak ortaya çıkar. Östatik hareketlerin nedenleri ise çok değişiktir.
Klimatik nedenlerle ilişkili olarak ortaya çıkabilir (Klima östatizm).
Okyanus tabanlarındaki tortulanmaya bağlı olarak gelişebilir (Sedimanto östatizm).
Tektonik hareketlere bağlı olarak meydana gelebilir(Tektono östatizm).
Kıyı denilen alan bir çizgi değildir. Çok gerilere veya deniz altında açıklara kadar görülebilen bir zon halindedir.
Kıyı alanları denizin veya su kütlesinin bir şekillendirici etkisi altında gelişmekle beraber kuşkusuz kıyıların şekillenmesinde sadece deniz veya gölün değil, karanın özellikleri de etkilidir. Bu özellikler ön planda bile bulunabilir.
Kıyı Bölgesi: Falezlerin gerisindeki, geçmişte deniz etkisi altında kalmış kara parçası.
Kıyı: Suların en alçak olduğu seviye ile falez dibi arasında kalan alan.
Ard Kıyı (Normal Kıyı): Çizgisi ile suların normal karaya çarptığı sınır.
Ön Kıyı (Normal Kıyı): Çizgisi ile suların en alçak olduğu seviye arası.
Açık Kıyı: Ön kıyının bittiği yerden denize doğru uzanan sığ alan

2. Kıyıların Şekillenmesinde Etkili Olan Faktörler
Yapı ve Litoloji: Kıyının şekillenmesinde en önemli faktörlerden birisidir. Çünkü , kıyıyı oluşturan tabakaların duruş biçimleri(yatay, monoklinal v.d.) fiziksel ve kimyasal özellikleri dalga ve akıntıların şekillendirmesi üzerinde önemli rol oynar.
Örneğin , tabakalar yatay ise dik bir kıyı meydana gelir . Buna karşılık tabakalar denize doğru monoklinal bir özellik gösteriyorsa dik bir kıyı değil, yatık bir kıyı ortaya çıkar.
Karayı oluşturan alanın eriyebilen kayaçlardan oluşup oluşmaması , sert veya yumuşak kayaçlardan meydana gelmesi , masif veya tabakalı olması gibi litolojik özellikler de kıyının şekillenmesinde etkili olur.


İç Kuvvetler: Kıyıda meydana gelen tektonik olaylar kıyının şekillenmesini etkiler. Bu hareketlerin başında epirojenik hareketler gelmektedir. Epirojenik hareketler kıyı bölgesinde meydana gelirse deniz tabanında çökme , kara kesiminde yükselme görülür. Bu olaylar kendini transgresyon veya regresyon olarak gösterir. Volkanik faaliyetler de kıyıların şekillenmesinde önemli bir paya sahiptir. Buna karşılık orojenik hareketler kıyılarda daha az etkilidir.
Dış Kuvvetler: Dalgalar , akıntılar ve gel-git olayları bunların başında gelir. Bunların dışında akarsu ve buzulların da kıyı şekillenmesine etkileri büyüktür. Akarsu ve buzulun dışında yine çözülme olayları (fiziksel-kimyasal) kütle hareketleri canlılar ve özellikle erozyon (sellenme ve su süpürmesi) olaylarının etkisi söz konusudur.
Canlılar özellikle mercanlar, algler de kıyıların oluşmasında rol oynarlar. Atollerin oluşumu tamamen canlılara bağlı olarak gelişir.
Kıyının Topoğrafik (Jeomorfolojik-Oroğrafik) Özellikleri: Kıyıların alçak kıyı, enine veya boyuna kıyı özellikleri göstermesinde topografyanın etkisi vardır. Kıyı bölgesinin eğim durumu, kıyı bölgesinin parçalanmış olup olmaması vs. gibi özellikler bunlara ilave edilebilir.
Boyuna kıyılarda oroğrafi denize paraleldir.(Pasifik Tipi Kıyı) (Akdeniz, Karadeniz). Buna karşılık oroğrafik yapının kıyıya dik uzanması ise enine kıyıları meydana getirir. (Atlantik Tipi Kıyı) (Ege kıyıları).

Zamanın Etkisi: Kıyılarda şekillenme zamana bağlı olarak değişmektedir.; Şöyle ki , zaman içerisinde kıyılarda epirojenik , orojenik, volkanik kuvvetlerin yanı sıra iklim değişmelerinin görülmesi söz konusudur. Yani geçmiş dönemlerde bu tür olaylar meydana gelmiş ve kıyılar üzerine damgasını vurmuştur. Ayrıca kıyıların geçirmiş olduğu morfolojik dönemdeki (gençlik, olgunluk, yaşlılık) olaylar da zamana bağlı bir değişim gösterir.
Dünya kıyıları bu olaylar bakımından değerlendirildiğinde gençlik safhasında bulunduğu belirtilebilir. Çünkü kıyılardaki son değişiklik pozitif yönde olmuştur. Flandriyen transgresyonu olarak bilinen bu olay yaklaşık olarak 2,5 m. lik bir yükseltiyi süre olarak ise günümüzden 4-5 bin yıllık önceki dönemi içine almaktadır.