3.2. Aşınım Yüzeyleri, Peneplenler, Yerli Kaya (Ana kaya) Taraçaları
Herhangi bir sahanın akarsular tarafından aşındırılıp düzleştirilmesinden meydana gelen düz veya hafif dalgalı topografya yüzeylerine aşınım yüzeyi denir. Buna karşılık bir aşınım devresi sonunda yani olgunluk döneminde yüzeyin akarsular tarafından aşındırılıp alçaltılmasıyla meydana gelmiş asıl taban seviyesine yakın bir yükseltide bulunan ona doğru hafifçe eğimli daha geniş aşınım yüzeylerine peneplen denir.
Bunlar; gerek aşınım yüzeyleri gerekse peneplenler, platolar veya dağlar üzerindeki düzlüklere karşılık gelebilir. Bunlar ilk oluştukları şekil olarak değil tektonik hareketlerle yükselmiş veya bir tarafta doğru eğimli olabilir. Bazıları ise yükselmiş olabilir. Bunlardan Türkiye’de Çatalca, Kocaeli penepleni yükselmiş bir peneplendir. Örneğin Harput Platosu bir aşınım yüzeyine karşılık gelmektedir. Faylanmaya bağlı olarak yükselmiş, güneye doğru eğimlenmiş çarpılmıştır. Çarpılma ve yükselme hepsinde olmayabilir.
Bunlar akarsuyun aşındırma seviyesinin son devresine; yaşlılık dönemine karşılık gelir.
Gerek aşınım yüzeyleri gerekse peneplenler bir yüzey veya düzlük halindedir. Bunlar çeşitli yaş ve yapıdaki arazileri kesen düzlüklerdir. Bu açıdan yatay yapılı arazilerde yani yapısal platolardan ayırırlar.
Yapısal platoda platonun oluşması tabakanın yatay olmasına bağlıdır. Burasının peneplen olması için çok çeşitli yaştaki formasyonları içerisinde bulundurması gerekir.
Türkiye Oligosen sonlarında peneplen halinde bir saha iken zamanla yükselmiş daha önce peneplen halindeki sahalar dağların üst kısımlarında düzlük halinde belirmişlerdir. K.A.D. ve Toroslar epirojenik faylanmaya bağlı olarak yükselmiştir. İç Anadolu ise bir çöküntü alanına karşılık gelir.
Aşınım yüzeylerinin özellikleri:
– Bunlar aşınım son döneminde gerek litolojik gerekse tektonik bakımdan çeşitli yaş ve yapıdaki yüzeyleri kesen düzlüklerdir.
-Bunlar oluşumlarından sonra tektonik hareketle deformasyona (bozulmaya) uğrayarak yükselmiş bir tarafa doğru çarpılmış veya eğimlenmiş bir şekilde bulunabilir. Fakat ilk oluşturdukları zaman taban seviyesine yakın alçak ve dalgalı birer düzlük halinde idiler.
– Üzerlerinde ince bir örtü halinde de olsa bir ayrışma mahsulü örtülere alüvyonlara rastlanır.
– Bunlar meydana geldikten sonra çeşitli nedenlere bağlı olarak göl ve deniz tarafından istila edilip bunlara ait örtüler altında kalabilirler. Sonradan üzerlerindeki bu örtü veya depolar aşındırılmazsa yüzeyde görünmeyecekleri için fosil halde kalabilirler. Bunlara fosil aşınım yüzeyleri ismi verilir .
-Her iki düzlük te hafif dalgalı olduğundan üzerinde çeşitli tepelere yer verebilirler. Bu tepeler aşınım yüzeyinin yapısını oluşturan farklı dirençteki kayaçlara bağlı olarak meydana gelebilir. Bir bakıma bunlar aşınım artığı tepelerdir. Peneplenler üzerindeki dayanıklı kayaçlara bağlı olarak oluşmuş belirgin tepelere monodnok veya sertgen denir. Bunların ülkemizde en güzel örnekleri İstanbul çevresindeki Anadolu yakasındaki Çamlıca Tepesi, Aydos ve Kayış dağıdır. Bunlar Çatalca Kocaeli, peneplerinin birçok yerdeki yapıyı oluşturan paleozoik yaşlı şistler üzerindeki dayanıklı kuvarsitlerden oluşmuş yapıya bağlı tepelerdir.
Sertgen (monadnok) kalık tepe, aşınımından arda kalmış tepelerdir. Bunların her tarafında yapı aynı değildir. Ancak hakim yapı olan şistlerdir.

Aşınım yüzeyleri daha kısa sürede oluşmuş daha dar alanlı düzlüklerdir. Peneplen daha uzun dönemde oluşmuşlar ve geniş alandırlar. Ör. bir aşınım yüzeyi sadece Elazığ’ı kapsarken bir peneplen bir bölgeyi veya ülkeyi içine olabilecek kadar geniş olabilir. Türkiye’nin mazisi boyunca bir veya iki peneplen oluşmuştur. Bunun nedeni aşınım yüzeyleri ile kesintiye uğramış olmasıdır. Türkiye’ de tektonik hareketin canlı olması çok sayıda peneplenlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu durum, Türkiye’nin bulunduğu konum itibariyle tektonik hareketlerden fazla etkilenmesiyle ilgilidir.
Aşınım yüzeyleri hem mahalli taban seviyesine göre hem de asıl taban seviyesine bağlı olarak oluşurlar, peneplenler asıl taban seviyesine göre oluşurlar. Ör. Harput platosu D.A. Bölgesinde geçmiş zamanda bir göl etrafında mahalli taban seviyesine göre oluşmuş. Çatalca peneplenleri ise bir asıl taban seviyesine göre oluşmuştur.
Gerek aşınım yüzeylerini gerekse peneplenlere yaş verilebilir. Bunların yaşlarının tespitlerinde korelat depolardan yararlanılır.
Korelat depolar peneplenin veya aşınım yüzeylerinin meydana gelmesi esnasında yüzeyin aşındırılması sonucu oluşan ve akarsularla taşınarak çevresindeki alçak alanlarda biriktirilerek oluşmuş depolardır. Buna bağlı olarak korelat depolar peneplen veya aşınım yüzeyler ile aynı yaştadır.
Bu yaşlandırmada taşınan malzeme içinde bulunan fosillere göre bir yaşlandırma yapılır.

Aşınım yüzeyleri oluşumlarına göre bir merdiven basamağı gibidir. Türkiye de yapılan çalışmalarda beş büyük aşınım dönemi tespit edilmiştir (Erol sistemine göre).
Bunlar yaşlıdan gence doğru:
- Üst Oligosen aşınım dönemi (peneplen)
- Üst miyosen aşınım dönemi (peneplen )
- Üst miyosen aşınım dönemi (Aşınım yüzeyi )
- Pliosen aşınım dönemi (Aşınım yüzeyi )
- En alt pleistosen aşınım dönemi (Aşınım yüzeyi )

Ayrıca bir aşınım yüzeyi kesmiş olduğu en geç tabakalardan daha genç, kesmemiş olduğu en yaşlı tabakadan daha yaşlıdır. Bu yaşlandırma ise korelat depolara bağlı kalmadan yapılan nisbi (bağıl) yaşlandırmadır. Örneğin aşağıdaki şekilde peneplen yüzeyi kestiği Miosen tabakalarından daha genç, kesmediği Üst Pliosen-Pleistosen tabakalarından daha yaşlıdır.


3.3. Yerli Kaya (Ana kaya) Taraçaları
Akarsu yataklarının iki kenarında tabandan veya talvegden nispeten yukarıda yer alan düz veya düze yakın eski taban parçalarıdır. Taban seviyesi alçalması ve akarsuyun derine aşındırmasına bağlı olarak akarsu kendi yatağı içinde gömülerek bu düzlüklerin meydana gelmesine yol açar. Bu olay sonucunda akarsu daha alçakta yeni yatağında akarken eski yatağı yüksekte kalmış halde bulunur.
Akarsuyun yatağında herhangi bir yükselmeye bağlı olarak ta taraçalar oluşabilir. Seki veya taraçalar sayısı değişebilir. Genellikle Türkiye’ de büyük akarsular boyunca dört tip seki görülür. Bunlara iklimle ilgili olarak ortaya çıktığından klimatik taraçalar denir.
Glasyal dönemde aşındırma interglasyal dönemde ise akarsu yataklarında biriktirme ön plana çıkmıştır. Akarsuların aşındırması gençleşme, akarsuların biriktirmesi boğulma olayıdır.
Sekiler yüksekten alçağa doğru sınıflandırılır. Bu olay akarsuyun her tarafında simetrik olarak olmayabilir. Örneğin tabanlı vadide çarpak ve yığınak yapan akarsuda bu olay görülmez. Akarsu vadinin ortasında akıyorsa her iki tarafta da simetrik olarak görülür. Ayrıca bir taraf aşındırılıp ortadan kalkabilir.
Eğer bu şekiller tamamen ana kaya içinde açılmışsa bunlara yerli kaya taraçaları denir. Bu şekillerin üzerinde az da olsa çakıl parçaları bulunabilir. Buna karşılık alüvyal taraçalar ise alüvyal birikim sahaları içinde gelişir.
Ana kaya taraçaları aşınım sahalarına; alüvyal taraçalar ise birikim sahalarına karşılık gelir.
Birincisinde tabakalar ana kaya üzerinde diğerinde ise alüvyal sahada gerçekleşir. En yaygın olan taraçalar alüvyon taraçalarıdır.
