Diğer Kaynak Çeşitleri (Ders Notu)

-Yerkabuğunun yapısına göre kaynaklar:

Karstik Kaynaklar

Bunlar, karstik sahalarda, kalkerlerin çatlak, yarık, düden (ponor, subatan, suyutan), obruk (aven, jama) gibi boşluklarından yer altına sızan suların, gerek derin kısımlarda yer alan ve kalkerlerin erimesine bağlı olarak meydana gelen nispeten geniş su yollarında gerekse herhangi bir geçirimsiz zon üzerinde toplanmaları ve daha sonra yeryüzüne çıkmalarıyla meydana gelen kaynaklardır.

Genellikle yüksek akımlı olan karstik kaynakların bu mekanizma ile meydana gelenlerine eksürjans

kaynağı denir. Karstik sahalardaki yüksek akımlı kaynaklardan diğer bir kısmı ise, yer üstünde akan akarsuların düden, obruk gibi doğal boşluklardan yer altına girmeleri ve burada yollarına devam ettikten sonra tekrar yeryüzüne çıkmaları sonucu meydana gelirler. Yani bu kaynaklar, yer üstü akarsularının yer altına girmeleri ve burada yer altı akarsuları şeklinde yollarına devam ettikten sonra tekrar yeryüzüne çıkmaları sonucu oluşurlar. Bu tür kaynaklara da resürjans kaynağı adı verilir. Bu tip bol akımlı kaynakları ifade etmek için voklüz kaynağı terimi de kullanılmaktadır.

Fay Kaynakları

Bunlar, yer altı sularının kırılmalara veya faylanmalara bağlı olarak yeryüzüne çıktıkları kaynaklardır. Artezyen kaynaklarında açıklandığı gibi, şayet tutuklu yer altı suyu, kendisine ulaşan bir kırık veya fay düzlemi varsa, bu düzlem boyunca yol bularak yeryüzüne çıkabilir. Suyun bu çıkışı faylanmaya bağlı olduğundan bu tür kaynaklar aynı zamanda fay kaynağıdırlar.

Faylar ve fay hatları mevcut akiferlerin kapasitesini arttırabildiği gibi yeni akiferlerin ortaya çıkmasına yardımcı olarak da yer altı sularının niceliğine katkıda bulunurlar. Fayların katkısıyla oluşan birçok akifer yine fayların katkısıyla bünyesine daha fazla su tedarik edebilmektedir. Bu sebeple fayların su kaynaklarının temin ve muhafazası açısından pozitif bir etkisi olduğu söylenebilir.

Tabaka Kaynakları: Bir tabaka yüzeyi boyunca dışarı çıkarlar.

Sıcaklıklarına Göre Kaynaklar

Kaynak sularının bir kısmı soğuk, bir kısmı ise ılık veya sıcaktır. Suları ılık veya sıcak olan kaynaklar sıcak kaynak veya termal kaynak olarak adlandırılırlar. Sıcak kaynakların büyük bir kısmının kökenini meteorik sular meydana getirir. Bu sular yer yüzeyinden yerin derin kısımlarına sızmışlar ve orada temas ettikleri sıcak kesimler vasıtası ile ısıtılmışlardır.

Sıcak kaynakların çok az bir kısmı ise jüvenil sulardan oluşur. Bu sular, genellikle volkanizma olayları sırasında magmadan ayrılan su buharının yoğunlaşması sonucu oluşan sıcak sulara karşılık gelirler.

Sıcak kaynakların bir kısmında sıcaklık kaynama noktasının çok altındadır. Buna karşılık gayzer adı verilen kaynaklarda sıcaklık kaynama noktası etrafında oynar. Sıcak kaynakların bir kısmının sıcaklığı yıl boyunca sabit bir değer gösterir.

Türkiye sıcak kaynaklar bakımından oldukça zengindir.

Bazı kaynaklar ve sıcaklık dereceleri; Gayzer Suyu (Ayvacık) 100 °C, Yalova Kaplıcaları (Yalova)

66.2 °C, Kızılcahamam Kaplıcası (Ankara) 50.0 °C ve Oylat Kaplıcaları (inegöl) 40.5 “C’dir.

Suyun Çıkış Tarzına Göre Kaynaklar

Bu bakımdan ayrılabilecek kaynakların en tipik olanlarını gayzerler meydana getirir. Gayzerler suları aralıklı ve kuvvetle fışkırarak çıkan sıcak kaynaklardır.

Gayzerlerde, yer altı suyunun içinde toplandığı doğal kuyu, düşey doğrultuda sıralanmış ve birbirlerine dar kanallarla bağlanmış birtakım nispeten geniş bölümlerden meydana gelir. Kuyunun ağız kısmı da dardır. Bu şekildeki bir doğal kuyunun çeşitli derinliklerdeki bölümlerinde yer alan suların kaynama noktaları, basınç farkından dolayı birbirinden farklıdır. Basınç arttıkça, suyun kaynaması için daha yüksek bir sıcaklığa ihtiyaç vardır. Bu nedenle, derinde yer alan bölümlerin içindeki sular, daha büyük bir basınç altında olduklarından, daha geç, yüzeye yakın olanların içindeki sular ise daha çabuk kaynarlar. Sonuçta en üst bölümdeki su önce kaynar ve hâsıl olan buhar basıncı nedeni ile kuyunun ağzına yükselir, hatta dışarı çıkar. Bu durum altta yer alan bölmeler içindeki suların üzerindeki basıncı birden azaltır. Böylece, zaten normal kaynama noktasının (100°) üzerinde bir sıcaklığa sahip olan fakat basınç altında oldukları için kaynayamayan bu sular, aniden ve hızla kaynamaya başlarlar ve kısa sürede meydana gelen büyük bir buhar basıncı ile subuhar sütunu hâlinde kuyunun ağzından dışarıya fırlatılırlar. Sonra gayzer duraklar ve yer altı bölümlerinde yeniden su toplanmasına bağlı olarak, belirli bir süre sonra, tekrar faaliyete geçer. Bu süre birkaç dakika ile birkaç gün arasında değişir. Büyük gayzerlerde dışarıya fırlatılan

su-buhar sütununun yüksekliği 30-35 metreye kadar çıkar. Çapı ise 3-4 metre kadardır. Püskürme

sırasında yüzlerce ton su yeryüzüne atılabilir. Gayzerler volkanik bölgelerde görülen kaynaklardır. Zaten sularının ısınması da volkanik faaliyetlere bağlı olarak meydana gelir.

Kimyasal Bileşimlerine Göre Kaynaklar

Kaynak suları; kökenlerini yer altı suları meydana getirdiğine ve bu sular da içlerinde oksitler, klorürler, karbonatlar, sülfatlar gibi erimiş ya da çözünmüş hâlde çeşitli kimyasal bileşikler içerdiklerine göre çok ender olarak saf hâlde bulunurlar. İçlerinde erimiş hâlde mineral maddeler bulunan sulara maden suyu denir. Maden sularının içindeki erimiş mineral madde miktarı 1 gr/lt’dcn daha fazladır. Maden suları soğuk veya sıcak olabilir.

Kimyasal bileşimlerine göre ayrılabilecek başlıca kaynak tipleri şunlardır:

Tatlı kaynaklar: Bunların içlerinde yer alan erimiş madde miktarı son derece azdır.

Tuzlu kaynaklar: Suyu tuzlu olan kaynaklardır

Kireçli kaynaklar: İçlerinde bol miktarda kalsiyum karbonat bulunan kaynaklardır

Kükürtlü kaynaklar; Demirli kaynaklar; Arsenikli kaynaklar.

Bir diğer sınılama sertlik derecesine göredir. Türkiye’de daha çok Fransız Sertlik Derecesi kullanılmaktadır. Bu ölçekte 1 Fransız Derecesi (1 Fr°) bir litredeki 10 miligram kalsiyum ve magnezyum bikarbonata (veya diğer sertlik verici iyonlara: kalsiyum ve magnezyum sülfat, klorür ve nitratlara) eşittir. Bu bakımdan sınılandırma tablosu aşağıdaki gibidir.

Fransız sertlik derecesine göre su sınıfı. Sertlik Derecesi (Fr°) Su Sınıfı 10 Memba uyu

11-22 Tatlı Su

23-32 Sert Su

33-54 Çok Sert Su 55’ten fazla Aşırı Sert Su

Kaynak Sularının Aşındırma ve Biriktirme Faaliyetleri

Yeryüzüne çıkan yer altı suları kendine bir yatak kazarak akarsuları meydana getirdiklerinden veya mevcut akarsuları beslediklerinden gerek aşındırma gerekse biriktirme yoluyla oluşturdukları yerşekilleri akarsulara aittir. Bu nedenle burada kaynak suları yerine yeryüzüne çıktıkları noktalarda biriktirme yoluyla yaptıkları oluşuklar üzerinde durulacaktır. Bunların başlıcaları traverten, traverten konisi veya kalker tüfü depolarıyla gayzerit adı verilen silisli depolardır.

Bunlardan traverten kalsiyum karbonatta oluşan depolardır. Kalsiyum bikarbonatlı yer altı sularının içlerindeki kalsiyum karbonatın çökelmesiyle meydana gelir. Çökelmede esas olarak buharlaşma, yeryüzüne çıkma nedeniyle basınç azalması buna bağlı olarak suda erimiş hâlde bulunan karbon dioksit miktarının azalması ve bitkiler rol oynar.

Travertenlerin 1itolojik özellikleri çökelme hızına bağlı olarak değişir. Çökelmenin yavaş olması travertenlerin yoğun ve dayanıklı, hızlı olması ise sünger gibi gözenekli olmasına neden olur. Traverten depolarına örnek olarak ülkemizdeki Antalya ve Pamukkale travertenleri gösterilebilir. Bunlardan Antalya travertenleri kuzeylerindeki yüksek karstik kütlelerden çıkan ve Kırkgöz kaynaklarının eserleridir. Kıyıdan yüksek kütlelere doğru 40 m ile 300 m arasında değişen üç kademe hâlinde bulunurlar. Pamukkale travertenleri ise bir sıcak kaynağın eseridirler. Beyaz renkleri ve kademeler, havuzlar, saçaklar, şelaleler teşkil etmeleriyle turistik bir öneme sahip bulunurlar. Gayzeritler ise gayzerlerin çevrelerinde yeralan silisli depolardır. Gayzerlerin ağzında koni şeklinde olabildiği gibi kademeli bir şekilde nispeten geniş sahalara yayılmış olarak da bulunabilirler.